Şükran Ablayı Tanıyor musunuz? Ankara Dantel Kafe

Bazı mekanlar vardır hani, içeri girer girmez ”ben kesin buranın müdavimi olurum” dersiniz. İşte Ankara kalesinin dantel’ini, Şükran ablasını anlatacağım bu sefer size! Buyurun yazıma; Ah ne kadar geciken bir yazı oldu bu, Ankara’nın havası ısınmak bilmeyince bu kez biz hasta olduk. İyileşmek bilmeyince, evime gelişim gecikti tabi. Hâl böyle olunca, erteledim de erteledim. Neyse, hemen başlıyorum; Dantel Kafe; eskiyen eşyaların eskimeyen ruhlarıyla dolu bir mekan. Burayı uğrak noktası yapan en büyük sebep ise Şükran abla, tanıştıktan 10 dakika sonra başınızı göğsüne yaslayıp derdinizi anlatmaya başlayabilirsiniz. Eli bol, gönlü geniş, elbette işletmesini döndürme derdinde fakat asla önceliği para değil bu çok açık. Menüleri de anne eli ile hazırlanıyor tabi. Dolu dolu. Bu tavırla karşılaşan kim varsa artık hep gelmeye başlıyor işte…

Mekan için en popüler saat dilimi sabah, çünkü burada uzun uzun yapılan kahvaltılar pek güzel oluyormuş. Hem çeşit fazla, hem sınırsız çaylı hem de özel seçilen kahvaltılıklarla önceden yer ayırtarak güzel bir başlangıç yapabiliyorsunuz. Bunun yanı sıra elbette ben öncelikle tatlılarını ve çaylarını denedim. Pörfekto canlarım!

Tiremisu, kek ya da alternatifli tatlılar günlük, bunların yanı sıra Kıbrıs tatlısı diye yeni popüler olmaya başlayan bir tatlı denedim. (yakın geleceğin trileçe’si olcak) Onun da tadı oldukça güzeldi.

Bana eşlik eden kardeşim de sahlep içmişti, onu da şuraya çaktırmadan iliştireyim. Tabi siz yine de çay için:)

Standart siyah çayın yanı sıra Ahmad Tea poşet çaylarını da mekanda bulabiliyorsunuz. Adaçayı, ıhlamur, kuşburnu’ndan tutun hibiskus’a kadar bir sürü de bitki çayı çeşidi de var. Oh mis:)

Bu seçeneklere ek olarak demlikte ya da termosla da çay alabiliyorsunuz. ”Bana yetmez” derseniz dahası yok ama 🙂 Tatlılar: 7.50 TL çay fiyatı ince belli:2.00, fincan 3.00,demlik 10.00, termos:15.00 TL bitki çayı çeşitleri de 5.00 TL. Bence mekanın lokasyonuna ve mekana göre oldukça uygun belirlenmiş. Mekan müdavimlerinin gelip gitmesiyle yaşıyor. Yani tepenizde bekleyen, ”bir şey daha iç” diyen yok. Ev gibi bir nokta.

İki katlı kafenin üst katında açık havada keyif yapabilir ya da mis gibi kitap kokusunda çay içebilirsiniz. Mini bir sahaf yapmışlar burayı. Bir sürü yerli-yabancı eski kitap var. Tabi tıpkı aşağı katta da olduğu gibi bu odada da dilediğiniz kitabı satın alabiliyorsunuz. Osmanlıca, Fransızca kitapların yanı sıra çocuk kitaplarından eski fotoromanlara kadar sayısız eser var. Pştt! kitap kokusuna bayılırım diyen sen misin? Hayal et bi, kapat gözünü… Aynen işte 🙂 Bayılıyorum kitaplarla baş başa kalabildiğimiz mekanlara!

Hazır satın alınabilecekler demişken hemmen fincanları anlatmak istiyorum size, köşe dolapta böyle usul usul bekleyen bu fincanlar belki sizi de hayallere daldırır. Eminim benim gibi bir sürü çay aşığı da çay fincanı koleksiyonu yapmak istiyor nice zamandır.

Fincanların ortalama fiyatları tabağı ile birlikte ikili 25 TL, altılı takım halinde 50-70-90 TL arasında değişiyor.

Tabi burası yaşayan bir mekan, sürekli bazı şeyler satılıyor, yerine yenileri geliyor. Belki siz gittiğiniz de bambaşka şeyler eklenmiş olabilir.

Ben haliyle fincanlarla çok ilgilendim ama elbette mekan bir sürü detayla dopdolu, burada 1800 yılından kalma bir müzik kitabı da bulabilirsiniz mesela. Eski parfüm şişelerinden tutun da tabaklara, giysilere, saatlere kadar bir sürü eşya var!

Siz de eşyaların ruhuna inananlardan mısınız? Belki de beni buraya en çok bağlayan şey bu oldu, her eşyanın bir yaşanmışlığı var ya hani, tam da çaya göre bir şey değil mi sizce de? Şükran abla’da bu ruha inananlardan. ”Ben bir sefer gitmesem antikacılara, eskicilere içim içimi yer, çökerim” diyor. Tabi onun bu tutkusu başlarda masum bir kaç parça ile kalsa da, sonra büyümüş büyümüş evlerden taşar olmuş. Çocukları da çok seviyormuş bu taşma olayını, ”anne daha çok daha çok al” deyip duruyorlarmış:) Hiiiç şikayet etmiyorlarmış:))))

İşte bir yandan çay içeceksiniz, bir yandan hayal kuracaksınız, ”şunu kim kullanmıştır?, bu nasıl buraya gelmiştir?” diye. Bazı fotoğrafların arkası imzalı mesela. İnsanın içi bir garip oluyor…

Bu şekilde eline bir sürü albüm geçmiş Şükran ablanın, aramış taramış sahiplerini de bulmuş üstelik.

Ah zaman, ne garipsin… 

Ben size Şükran ablayı göstermiş miydim? İşte kendisi, 5 çocukla Haccettepe üniversitesi kazanıp okuyan, bitiren, güçlü bir kadın; hem anne hem abla, hem de dünyanın en hızlı taze nohut yiyicisi:) Siz de sever misiniz?

Şansıma o gün hava epey yağışlıydı, bazı fotoğraflarım ışığın kurbanı oldu, ama olsun siz gidip daha güzellerini çekersiniz belki.

Şu arkada duran vosvos’da Şükran abla’nın. Hiç bişey değilse de o çok kıskanılası bence:) Neyse aman maşallah diyeyim.

Ankara kalesi, arnavut kaldırımlı sokaklarıyla, restore edilmiş evleriyle kesinlikle görülmesi gereken bir yer. Tabi yokuşu benim gibi  şişmanlara göre değil, siz de şişmansanız taksiye binin:) Şuraya mekanın adresini ekliyorum;

Kale Mahallesi, Aslanhane Sk. No:2, 06250 Altındağ/Ankara

Telefonla arayarak tarif alabilirsiniz fakat oldukça kolay bir noktada.

0 312 310 10 65 / ayrıca mekan haftanın her günü açık. 

Harika sohbeti, misafirperverliği için Şükran abla’ya çok teşekkür ederim. Yolunuz Ankara’ya düşerse ve keşfedecek bir nokta ararsanız; ya da zaten oradaysanız ve müdavimi olacağınız bir yer arayışındaysanız mutlaka bu özel mekana uğrayın.

Benden de selam söyleyin e mi?

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir