Efsanesi, Geçmişi, Etkileriyle Güçlü Bir Bitki: Adaçayı

Efsanesi, Geçmişi, Etkileriyle Güçlü Bir Bitki: Adaçayı

Adaçayı hakkında o kadar okumuşum, fakat blog sayfama bir paragraf bile yazmamışım. İnanılır gibi değil! İşte tam da bu açığı telafi etmeye başlıyorum! ”Adaçayı” hakkında ne biliyorsunuz?

Defalarca aradım aradım durdum yazılarımın arasında. Uzun süre adaçayı hakkında yazmadığıma ikna olamadım. Demek ki aklımda öyle kalmış. ”İyi ki farkına varmışım” diyerek yazmaya başlıyorum. Çünkü adaçayını çok seviyor ve onun duru güzelliğine çok inanıyorum. Elbette, bu bir bitki blogu değil ve bende bir bitki bilimci değilim. Fakat çay uzmanlarının infusion grubuna aldıkları, hemen her çay markasının da yelpazesine kattığı bu bitki hakkında birazcık bildiklerimden bahsetmezsem olmaz. Neticede o, insanlık tarihinin en eski tıbbi bitkilerinden birisi.

Öncelikle ismi ile başlamalıyım. Salvia adaçayının Latince ismi. Salvia pratensis ya da Salvia Officinalist…İsminin kökü; Salvation, yani kurtuluş, korunma anlamına geliyor. Öyle ya, ona bir şey ilave etmenize gerek kalmaksızın tek başına o kadar çok iş hallediyor, bedenimize o kadar iyi geliyor ki!

Belkide bu yüzden yüzyıllar öncesinde bu bitkinin ölümsüzlük kapısını araladığına inanılıyordu (içenler ölünce nasıl avutuyorlardı kendilerini orasını tarihi kaynaklarda bulamadım tabi:)

Atina’da yaşadığım süre boyunca da hem mitolojik kaynaklarda, hem de dilden dile dolaşan hikayelerde de hep duyduğum gibi, Antik Romalılar ve Yunanlılar adaçayını hem ilaç niyetine hem de ayinlerinde kötü ruhları kovmak ve güzellikleri kutsamak için kullanıyorlarmış. Adaklar adayarak, çıplak ayaklarla toplarlarmış bu bitki.

Yine bir başka kaynakta da Kızılderililerin adaçayının bir türünü ayinlerinde ezerek kullandıklarını okudum. Fakat, medeniyetlerin arasında asilce gezinen adaçayını yıldızlaştıranlar: Fransızlar olmuş. Onu suda demleyerek içilmesini ve etkilerinin dilden dile gezinmesini sağlamışlar. Hatta oldukça yüksek fiyatlarla Çinli çay severlerle ticaretini bile yapmışlar. Adaçayının tarihte ve bazı kültürlerde çok büyük bir etkisi var. İngilterede eski dönemlerde hüzün ve kederi azaltacağı düşünülerek mezarlara bile ekilirmiş…

Hz. Meryem ile ilgili olan efsane ise, bence oldukça anlatılmaya değer. Dinlemek ister misiniz?

O zaman adaçayına Osmanlı döneminde Meryemmiyye denildiğini hemen başta söylemek isterim. Arapçası da Miramiyya.

İşte sırrı, bu efsanevi hikayede saklı;
İsrail Kralı Herod, doğacak bir bebeğin peygamber olacağını ve topraklarına hükmedeceğini kahinlerinden öğrenir ve çok sinirlenir. Hemen bebek İsa’yı bulup, öldürülmesini ister. Bunun üzerine koruyucu melekler, Hz. Yusuf’un rüyasına girerek, karısını ve bebeğini alarak Mısır’a doğru yola çıkmasını söyler. İsrail sınırlarını geçmek üzereyken, Hz. meryem askerlerin sesini duyar ve bebek isa’yı bir kaya oyuğunun içine bırakıp, gizlemeye çalışır. Oradaki tüm çiçeklerden oğlunu saklamalarını ister. Fakat dikenleri olduğu için gül ve diğer çiçekler de bunu kabul etmez. Sadece adaçayı kabul eder. Birden yaprakları büyür ve çalı halini alır. Böylece askelerde oradan geçip, giderler…

Bunun üzerine Hz. Meryem, adaçayını kutsar ve o andan itibaren sonsuza kadar insanoğlunun en çok sevdiği bitki olacağını söyler. Dallarını ve yapraklarını onları koruduğu gibi tüm insanlığı koruması için şifalandırır. Bugün Ortodoks kliselerinde hala aktif olarak kullanılan bir bitkidir adaçayı.

Peki ne gibi etkileri var? Adet dönemlerinde yaşanan sıkıntıları, ağrıları hafifletebilir, ağız yaralarına iyi gelir, bakterilerle savaşma, boğaz ağrıları derken yüzlerce farklı hastalık için kullanılabilir.  Hatta dünyaca ünlü bir bitki bilimci; ”Gün gelecek, insanlık tarihinde bilinen tüm hastalıklarının şifasının adaçayı olduğu kanıtlanacaktır” demiş.

Peki, adaçayını nasıl demlersiniz?

Kaynamış suyun içine adaçayı yapraklarını atarak, yaklaşık beş dakika kadar demlenmesini bekleyin. Sonrasında yaprakları süzerek içebilirsiniz.İçinde tutarsanız ya da fazlaca demlerseniz acılaşır.

Taze adaçayının yapraklarının grimsi, yeşil renkte olduğunu bilmek önemli. Rengi sarıya çalmamalı ve üzerinde siyah benekler bulunmamalı. Bitki çaylarının hemen hepsi farklı etkilere sahipler. Bu yüzden bilinçsizce tüketilmemeli.

Herhangi bir hastalık, gebelik gibi durumlarda mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Yine adaçayının da diğer bitkiler gibi yüzlerce farklı türü bulunabilir. Mutlaka güvenilir yerlerden satın alınması, açıkta toz olabilecek bir yerde beklemiş, ne zaman toplandığı ve ne kadar süredir beklediğini bilmediğiniz yerlerden de satın almamalısınız.

Kokusu da etkisi de ruhunuzu tazeler, temizler. Öyle de zarif, öyle de geçmişi güçlü ve öyle de gerçek bir bitki adaçayı. Onu daha çok tanımalı, daha çok tatmalı ve daha çok değer vermeliyiz..

Ne dersiniz, haksız mıyım?

 

maimira.com sitesindeki harika bilgilere teşekkür ederim

 

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir